seydi murat koç
  • SIÇRAMALAR
  • Yenilenme neyle başlar? Herhalde sanatçının kendisini sınamasıyla; ileriye doğru bir hamle başlatmasıyla; yani ‘sıçraması’yla aslında. Seydi Murat Koç geçmişten günümüze getirdiği ve aslında genç bir sanatçı olarak kısa zaman aralıklarıyla ürettiği sanatsal süreci ve kimliği içinde; sürekli bir değişim içinde; bu değişim çoğu zaman onda bir kurtulma, yön değiştirme, sıçrama ve birden dönüşme istemlerine de bağlı olarak farklılık kazanıyor. Tüm bu farklılaşma, değişme ve dönüşme isteği; merkezi çekimden kurtulmak, özgür kalmak ve yeni olma durumları; hem tarihe, hem de bilinen klasik estetiğe karşı tavrın da sonucu aslında. Değişim ve dönüşümü bir kurtulmayla gerçekleştirecektir. Seydi Murat; bunu da elbet sıçramayla gerçekleştirirsiniz. Sıçramak, kurtulmak demektir, bir-den bireliktir ve aslında bağımlılık acısı, köken duygusunu da, uzun süreli olmayacak bir şekilde yitirme durumudur. İşte bu seride, yakın geçmişinde ortaya koyduğu ve aslında onların da birer hızlı dönüşüm ve değişimi isteme durumu iletmesi gibi; bu sıçramalar serisi diye tarif ettiği seride de sanatçı; birdenbireliği arzuluyor, ani dönüşüm, kurtulma, sıçrayarak kaçma; ama kaçarken, ani durum ve yükselmelerde de, özelikle ironik bir yaklaşım da ortaya koyuyor; kızların külotlarının görülmesi gibi. Çünkü beden bilinen bakış açısının değişimi içinde, farklı görsel algılamalara ve tanımlamalara da uğruyor. Sonra sanatçı bilinen görsel perspektif, bakış ve algılama gerçekliğini de ihlal ederek, yeni bir görsel tutum alışa da yöneliyor bu resimlerinde. Öyle ki kendi bedensel gerçekliği de yer alıyor bu şölen boyutundaki durumda. İronik yaklaşım geçmişteki resimlerinde ve estetik tavırlarında da az az, yahut derinden derine kendisini hissettiriyor, ama bunu tam olarak ortaya koyamıyordu sanatçı. Bir hızlı dönüşümü bu resimleri ve geliştirdiği teknik ve estetikle yakalamış görünüyor Seydi Murat. Kendi kuşağı içinde artık özgün bir ustalığın içine yerleştiğini, bütün bu resimler, estetik tavırlar; gerçeklik ve ekspresif tutum, giderek kendisini de kattığı görsel oluş ritmi ve Türk resmi ve resimsel yaklaşımı için de alışkın olmadığı açılım ve konsept içinde sanatçı; en önemlisi kendi tavrını, kendi açılımını ortaya koyduğunu da gösteriyor. Bu estetiğin ve resimsel tavrın kendine özgü ritmi, ironik ve yer yer absürd de olan durumu var. Sanıyorum gücü ve yetkinliği, giderek erişilmezliği de burada. Normal bir estetik süreç, mantıksal kategori içinde yeralan tutum izlemiyor Seydi Murat. Kendine özgü bakışaçısı, tavır ve gerçeklik ortaya koyuyor. Bunu yaparken de artık resimsel düzlemde; bu düzlemin figür gerçekliğini algılayıp, özgün tuval tekniği ve malzeme oluşturma noktasında da yeni arayışlara özgürce girebileceğini; burada deneyselliği serbest bir tutumla oluşturabileceğini; hareket halindeki figürleri çok rahat çizip, boyayabileceğini ve ama serbest teknikle de dışavurumsal bir renk-biçim tavrını da ortaya koyabileceğin gösteriyor. Bir boyutuyla da bu seri, bu resimler, Türk sanatı içinde isyan gerçekliğini de imliyor. Alışılmış, monoton kalıpların dışına çıkmayı da imliyor. Kavramsal sanatın kavram boşluğuna, görsel-estetik dizaynın yetersizliğine reddiye olarak da alınabilir onun son dönem çalışmaları. İzleyende hayret ve kıskançlık da uyandırabilecek bir yetkinliğin kendine özgü tavrı olarak da karşımızda duruyor Seydi Murat’ın resimleri.. Sonra bu resimler, bu tavır, teknik ve farklı olana bu kadar zorlanmadan yönelme; sanatçının genç yaşında büyük iddia olarak da algılanıp, yorumlanmalıdır.
    © Ümit Gezgin